Haber Merkezi/Davethaber
Saadet partisinin başkan olarak Numan Kurtulmuş’u seçmesi, Pazar günü eski başbakan ve milli görüş lideri Necmettin Erbakan’ın gözetiminde 3. olağan kongresi düzenlenen partinin tarihinde yeni bir dönemin açılışı gibiydi.
Kurtulmuş’un seçilmesinde görüş birliğine varılması, Erbakan’ın da başında olduğu partinin tarihi liderlerinin partiye yeni kan pompalama, politika ve tarzını değiştirme isteğiydi.
Kurtulmuş partiyi uluslar arası değişimler zincirine katmak isteyen genç liderlerden. Üstelik kendisi ekonomi uzmanı bir üniversite hocası ve Recai Kutan’dan da yaklaşık 30 yaş küçük.
Numan Kurtulmuş Kimdir?
Kurtulmuş’un eğitim serüvenine baktığımızda onun ekonomist t ve insani bilimlerde uzman olduğunu görüyoruz. Bir dönem ABD’de yaşadı. Kurtulmuş 1959’da İstanbul’da doğdu. 1982’de İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun oldu. Yine aynı fakültede 1984 yılında yüksek lisansını tamamladı. 88-89 yıllarında ABD’deki Temple Üniversitesinde lisansüstü çalışmalarına devam etti. 1992 yılında iktisat doktoru oldu.
Kurtulmuş 90-93 yılları arasında New York State School of Industrial & Labor Relations’nda Misafir Öğretim Üyesi olarak bulundu. Sosyal siyaset, sendikalar ve sendikacılık, insan kaynakları alanında yayımlanmış birçok makalesi bulunmaktadır. Kurtulmuş yerel ve uluslar arası birçok konferansa katılmıştır.
Kurtulmuş siyasi serüvenine Fazilet partisinde İstanbul il başkanı olarak başladı. FP 2001’de Anayasa Mahkemesinin kararıyla kapatılıncaya kadar bu görevini sürdürdü. Daha sonra SP’nin GİK üyesi oldu. Başkan olmadan önce ise Kutan’ın yardımcılığını yapmaktaydı.
Kurtulmuş Saadeti Nereye?
Kurtulmuş’un seçilmesi Türklerin ve İslami hareketi takip edenlerin zihinlerinde bazı sorular oluşturdu. Parti başkanlığına neden Kurtulmuş seçildi? Gerçekten partinin siyasetinde değişiklik olacak mı? Bu değişiklikler hangi yönde olacak? Turan Kışlakçı, Erbakan’ın Kurtulmuş’u parti içinde ve dışında sevilen bir kişi olduğu için seçtiğini söyledi. Aynı zamanda Kurtulmuş Türkiye’de tanınmış bir aileye mensup ve dedesi de tanınmış bir alim.
Hayri Kırbaşoğlu ise, Kurtulmuş’un şahsiyetinin parti başkanlığına uygun olduğunu ifade etti. “Kurtulmuş kültürlü ve diğer akımlarla ilişki kurabilecek bir yapıya sahip. Fakat biraz utangaç bir adam. Bu yüzden güçlü, cesur ve Türkiye’de yönetimi ele almaya hazır siyaset adamı portresi çizmesi gerekecek. Eğer bunu yapmazsa Türk kamuoyunun beğenisini kazanamaz.”
Bu olumlu portrenin aksine araştırmacı İslam Özkan, Kurtulmuş’un insani ilimlerde çok kültürlü olsa da siyasi alanda deneyimi olmadığını söyledi. “Bu yüzden bu deneyimi kazanmadan ve SP’nin politikasında değişiklik yapmadan önce vakte ihtiyacı var. Buna ötürü partinin politikasında kısa dönemde değişiklik olmayacak. Fakat yöntem ve programda değişiklik olabilir. Kurtulmuş kültürlü ve sakin bir insan. Rakipleriyle olan ilişkilerinde sürekli eleştiri yapmakla tanınan Erbakan’dan daha diplomatik olabilir. Siyasi arenada Erbakan olduğu müddetçe partide köklü değişiklikler olmayacaktır. Erbakan çekildiğinde Kurtulmuş iç ve dış siyasette değişikliklere gidebilir.”
“SP şimdi yönetime gelmeyi istiyor. Daha önceden bunu denemiş ve başarısız olmuştu. Bu sebeple muhalefette kalmayı yeğleyecek. Özellikle Türkiye’deki siyasi şartlar şuan elvermediğinden rakibi AKP’yi kontrol edemeyeceğini biliyor. Bu sebeple AKP politikasını eleştirme ve muhalefette kalmakla yetinecek.”
SP’nin Geleceği
Kırbaşoğlu ise SP’nin yeni lideriyle birlikte siyaset sahasında daha güçlü bir şekilde rekabet etme hatta parlamentoya girme ve Türk halkının ihtiyaç duyduğu alanlarda uygun politikalar benimsemek şartıyla yönetime katılma fırsatına sahip olduğunu düşünüyor. “Ekonomik alanda ise İslam alemindeki İslamcılarla solcular arasındaki yardımlaşma eğilimini dikkate almalı, yönetimi döneminde zenginlerle fakirler arasındaki uçurumun arttığı AKP gibi zenginlerin değil fakirlerin ve orta tabakanın temsilcisi olmalıdır. Eğer AKP bu politikalarına devam ederse SP kolaylıkla parlamentoya girer. Kurtulmuş’un ekonomist olması SP’nin şansını artırıyor. Fakat bunun olması için ekonomik planlarının olması ve uluslar arası kapitalizmin karşısında durabilmesi gerekir.”
Kışlakçı da SP’nin siyasi arenaya güçlü bir şekilde döneceği konusunda Kırbaşoğlu’yla aynı fikirde. “Kurtulmuş ne SP’nin eski söylemini ne de AKP’nin söylemini kullanmayacağını söylüyor. Örneğin, Türkiye’nin AB’ye girmesi konusunda partisinin, Türkiye’nin Avrupa medeniyetinin değil İslam medeniyetinin bir parçası olması için çalışacağını, Batı medeniyeti ile sadece yardımlaşabileceğini söylüyor.”
Kışlakçı AKP’yle ancak İslami bir partinin rekabet edebileceğini düşünüyor. “Saadet’in parlamentoya gireceğine dair güçlü bir ihtimal var. Belki ilk başta birkaç vekille olacak ama ilerde bu sayı artacaktır. Bu, partinin ileride sergileyeceği politikalara bağlıdır.” Kırbaşoğlu da Türk halkının çoğunluğunun muhafazakar olduğunu ve oyunu laik muhalefete kaptırmayacağını, İslami başka bir alternatif arayacağını bu alternatifin de yeni lideriyle SP olabileceğini düşünüyor.
AKP ve SP
Burada insanın aklına çoğu kişinin yenilikçi olarak gördüğü hatta AKP ve SP arasındaki ilişkilerde partinin politikalarına daha fazla açımlar getirebilecek bir kişinin getirilmesinin etkisinin ne olacağı sorusu geliyor. SP’deki yenilik, iki parti arasında yakınlaşmaya sebep olacak mı yoksa daha fazla rekabete mi tanık olacağız? SP kaybettiği üyelerini ve seçmenlerini geri kazanabilecek mi? Belki de bu sorunun sorulmasında Kurtulmuş’un başkan seçilmesinden önce Türk basınında, seçilmesi halinde AKP üyelerinin SP’ye geçmek istediklerinin yer almış olması etkili olmuştur.
Kırbaşoğlu SP’ye geçmek isteyen AKP vekillerinin çoğunun sadece fırsatı değerlendirmek istediklerini söylüyor. “Bazıları AKP listelerinde tekrar aday olamayacağını zannediyor ve şansını SP ile denemek istiyor. SP bazı AKP yandaşlarını da kendi tarafına çekecektir. Çünkü AKP’ye oy verenlerin hepsi ona destek verdikleri için değil başka alternatifleri olmadığı için verdiler. Yakın gelecekte de eğer Saadet bu fırsatı değerlendirmezse başka alternatif olmayacak.”
Özkan ise bu görüşün aksini savunuyor. Kurtulmuş’un seçilmesinin, AKP üyelerinin çoğunu SP’ye geçmeye sevk edeceğini düşünmüyor. “Çünkü SP’nin halk tabanı çok sınırlı ve önümüzdeki seçimlerde parlamentoya giremeyecek.” Araştırmacı, SP’nin AKP taraftarlarını kendi tarafına çekemeyeceğini düşünüyor. “Çünkü onlar Erbakan’ın Refah Partisi döneminde başbakan olduğunda verdiği sözleri tutamadığını iyi biliyorlar. Yine Türk halkı bu vaatlerin uygulanmasına izin vermeyen laik sistemin sınırlarını da biliyor. Bu yüzden Türk halkı AKP içindeki ılımlıları seçecektir.”
Kışlakçı ise bu konuyu farklı bir açıdan ele alıyor. SP’nin halk desteğinin yükselmesi durumunda bunun üniversitelerde başörtü yasağının kaldırılması gibi bazı kanunları yürürlüğe koymak için güçlü bir İslami muhalefete ihtiyaç duyan AKP’nin yararına olacağını düşünüyor. Bu kanunların uygulanması yönünde halkın güçlü bir baskısı bulunmakta. Gelecek dönem iki parti arasında yardımlaşmaya tanıklık edecek.