Ekonomik krizin Amerikan kuvvetlerinin Irak’taki durumunu nasıl etkileyeceği ile ilgili Amerikan Time dergisinde Tony Karon imzalı bir makale yayımlandı. Makalede şunlar yer alıyor:
Cumhuriyetçi parti adayı McCain, seçim kampanyasında demokrat partiden aday Obama’nın–eğer başkan olursa- 16 ay içinde Irak’taki bütün Amerikan kuvvetlerini çekme sözünü küçümsemeye özel bir önem verdi. McCain çekilme zamanının belirlenmesinin yenilgiyi kabul etmek olduğunu söyledi. Bunun yerine zafer kazanıldığında askerlerin ülkelerine iade edilmesi sözü verdi. Yapılan münazaralarda McCain, Amerikalı ve Iraklı müzakerecilerin askeri kuvvetlerin durumuyla ilgili anlaşmaya varmak üzere olduklarını, gelecekte de Amerikan kuvvetlerinin oradaki varlığının ilerleme olarak kabul edileceğini söyledi.
Fakat tamamlanmak üzere olduğu söylenen anlaşma, çekilme zamanını –Iraklıların ısrarına binaen- 2011 yılının sonu olarak belirliyor.
Çekilme için hazırlanan çizelge, Obama’nın işaret ettiği çizelgeden daha uzun olabilir. Fakat Iraklılar Bush idaresine çekilme zamanını belirleme ilkesini kabul ettirmiş görünüyorlar. Plan aynı şekilde –raporlara göre- Amerikan askerlerinin Irak şehirlerinden gelecek yaz başı çekilmesini öngörüyor ve Irak vatandaşlarını toplama kamplarında saklama hakkını da onlardan alıyor.
Tabi henüz anlaşma sağlanmış değil. Amerikan askerlerinin korunması ve Iraklıların ülkeye giren silah ve askeri mühimmatın güvenlik görevine uygun olup olmadığını –örneğin Irak toprakları Amerika’nın İran’a karşı düzenleyeceği herhangi bir hareketin başlangıç noktası olacak mı?- denetleme hakkı gibi konularda anlaşmazlıklar bulunmakta. Bunlar, Irak Başbakanı Nuri el-Maliki’nin New York Times gazetesine yaptığı açıklamalardır.
Bakanlar kurulu ve Irak parlamentosunun anlaşmayı onaylaması gerekmektedir. Belki de anlaşma muhalefetle karşılaşacak. Irak hükümet yetkilileri, eğer şartlar gerektirirse 2011’de yeni bir anlaşma üzerinde müzakere yapılabileceği önerisinde bulundular.
Anlaşma Irak savaşının sonunun yaklaştığı yönündeki şüpheleri ortadan kaldırıyor. Fakat bunun sebebi Amerika’nın bu topraklar üzerindeki normlarını gerçekleştirmiş olması değildir. Raporlar, Irak konusunda Amerikan ulusal istihbaratının yeni düzenlemesinin -yeni başkanı bu konuda yönlendirmeyi hedefliyor- sona yaklaştığını gösteriyor. 16 Amerikan istihbarat ajansı arasındaki görüş birliğinin aksine Amerika’nın yeni ulusal istihbarat düzenlemesi, McCain’nin seçim turları sırasında sunduğu toz pembe portrenin aksine Irak’taki durumun tehlikeli olduğuna karşı uyarıda bulunuyor.
2004’ten bu yana şiddet en az seviyede seyretmesine rağmen, Amerikan istihbarat yetkilileri bunun sağlanmasında, 30.000 savaşçı askerin takviye edilmesinin sadece yardımcı bir etken olduğunu düşünüyor. Şiddetin azalmasındaki en önemli faktörler belki de ileride istikrarsızlığın ve şiddetin artmasının sebebi olabilir. Bu, radikal Şii lider Mukteda es Sadr’ın ilan ettiği ateşkes ve Amerika’nın Sünni direniş hareketi Sahve unsurlarıyla birlikte şekillendirdiği direniş ittifakını da içerebilir. Fakat hala üyelerinin çoğunun Saddam Hüseyin rejiminin yandaşları olduğu Sahve hareketiyle Şiilerin hakim olduğu el-Maliki hükümeti arasında güvensizlik ortamı hakim.
Amerika’nın son dönemde Sahve milislerine hakim olma ve ücretlerin ödenmesi görevini merkezi Maliki hükümetine devretmesinin bu gerilimi tırmandırması kuvvetle muhtemeldir.
Aynı zamanda Maliki, Sadr ve Yüksek İslam Konseyi –hepsini bir noktaya kadar İran desteklemektedir- arasında iç siyasi rekabetler devam etmektedir ve gelecek sene yapılması kararlaştırılan yerel seçimler esnasında bu rekabetin şiddeti daha da artabilir. Aynı şekilde Bağdat ile Kürt Özerk Yönetim bölgesi arasındaki ilişkiler, petrol zengini Kerkük şehrinin gelecekteki durumu hakkında gerilimin tırmanması sebebiyle karmaşıklığını hala korumaktadır. General David Petraeus, Irak’ta geçen dönemde elde edilen kazançların geçici ve değişime açık olduğu yönünde uyarıda bulundu. Güvenlik alanında büyük bir iyileşme kaydedilirken siyasi uzlaşma yolunda ilerleme sınırlı kalıyor.
Bununla beraber Irak’taki durum, Amerikan ordusunun oradaki görevinin ne olacağını belirlemeyecek. Bunun sebeplerinden biri, Irak’taki geçici sakinlik halinin Afganistan’daki Taliban hareketinin tehlikeli çıkışıyla aynı zamana denk gelmesidir. Bu, bu alanda ordusuna daha fazla destek yapması yönünde Amerika’nın baskı altında kaldığı bir durumdur. Bu, Obama ve McCain’in desteklediği askeri bir görevdir. Ancak Afganistan’a daha fazla kuvvet göndermek Irak’takileri azaltmayı gerektirmektedir.
Üstelik mali kriz ve uluslar arası ekonomik durgunluk Washington’u daha fazla kemer sıkma haline sevk edecektir. Amerikan askerlerinin Irak ve Afganistan’da konuşlanmasının 2008’deki külfetinin 200 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu durumun devam etmesi halinde Amerika mali krizden kurtulmak için yüzlerce milyar dolarlık yönlendirmeler yapmaya mecbur olacak. Aynı şekilde uluslar arası mali kriz Amerikan hükümetinin vergi gelirlerini de azaltacak.
Geçen seneden beri Amerikan Kongresine bağlı bütçe bürosu, Irak ve Afganistan savaşının 2001’den 2017’ye kadar ki masrafını 2 trilyon dolar ya da daha fazla olarak belirledi. (Çoğunlukla ülkeler uzun soluklu savaşlarını finanse edebilmek için vergileri artırırlar. Ama Amerikan idaresinin savaş açmak için başkasından borç istemesi gerekirdi.) Kredi ve durgunluk krizi 2001’den bugüne 6 milyar dolardan 10 milyar dolara yaklaşan Amerika’nın ulusal borcu üzerindeki baskıları büyük ölçüde artıracak.
Mali kriz haddi zatında kuvvetlerin Irak’tan çekilmesini hızlandırma sebebi değil. Fakat kriz, bu ülkenin gelecekteki siyasi durumunun ne olacağı yönünde Amerikan istihbaratının değerlendirmesiyle aynı zamana denk geldi. Irak hükümetinin, nihai çekilmenin zamanının belirlenmesi yönündeki ısrarının yanı sıra Afganistan’da da Amerikan takviyesine ihtiyaç var. Bütün bunlar, savaş mühendislerinin belirlediği manasıyla “zafer” gerçekleşmeyecek olsa da Amerika’nın Irak’taki görevinin bittiğinin habercileridir.
* Makalenin çevirisi Gülşen Topçu tarafından Davet Haber için yapılmıştır.
Davet Haber