TKP'lilerden İsrail'e Filistin kuşatması   |   Obama Gazze için bu yüzden sessizmiş!   |   Gazze, İşgalciyi Koruyacak Türk askerini İstemiyor   |   Şok! Bursa’da Gazze Eylemine Polis Engeli!   |   Doğalgazda indirim kesinleşti!Ama ne zaman?   |   Chavez: İsrail katil ve soykırımcı   |   Flaş Flaş Flaş! Hamas insansız uçak düşürdü   |   Kassam Tugayları 3 Askeri Öldürdü 30'unu Yaraladı   |   Flaş! Filistin Dayanışma Platformundan protestoya çağrı   |   Halk İsrail  konsolosluğunun önünde toplanmaya başladı   |  

Ana Sayfaya Dön

 

Amerika’nın Suriye ve Afganistan Saldırısı Özel

04 Kasım 2008 Salı : 16:01

Amerika’nın Suriye’nin sınır bölgesi el-Bukemal’e yaptığı saldırıda şekil ve içerik bakımından şunlar göze çarpmaktadır:

Münir Şefik

1-Bu, Irak’ı işgal eden, halkına ve egemenliğine saldıran bir ordu tarafından egemen bir ülkeye yapılmış açık bir saldırıdır. Bu ordu, bu ülkede 5 senedir savaş suçu kapsamına giren sayısız suç işlemiş, insan haklarını çiğnemiş ve insanlık karşıtı katliamlara imza atmıştır.

 

Bu açıdan Amerika’nın Suriye’ye saldırısı, sadece Bush idaresi döneminde –diğerlerini zikretmeye bile gerek yok- Irak, Afganistan, Somali, Filistin ve Lübnan’a yapılan saldırıların bir devamı niteliğindedir.

 

2-el-Bukemal bölgesine yapılan saldırı; aralarında çocuk ve bir ailenin olduğu sivillerin ölümüne sebep olan, helikopter ve komanda operasyonuyla Suriye hava sahasına izinsiz girmek şeklinde gerçekleşmiştir.

 

Bu açıdan saldırı önceden kararlaştırılmış olup, sivillere yönelik yapılan terörizm çeşidindendir. Amerika’nın yaptığı resmi açıklama, hedefin bir kaçakçıyı öldürmek olduğu yönündeydi. Yani operasyon bir kişiyi hedef aldı ve bilgi üzerine planlandı. Operasyona bir direniş gösterilmediği için bu kaçakçıdan başkasını öldürmeye müsaade edilmedi. Bu açıklama bu kişinin adı açıklanmadan ya da buna bir delil getirilmeden yapıldı.

 

Bu açıdan bu operasyon, terörizm için hangi tanım yapılırsa yapılsın terör suçlarından sayılır.

 

3-Bush idaresi uluslararası kanun, BM Teşkilatı misakı, devlet egemenliği, devletin iç işlerine karışmama, uluslararası barış, demokrasi ve insan hakları için çabalama ilkelerine saygıya meydan okuyarak askeri saldırı düzenlemeyi alışkanlık haline getirdi. Tek kelimeyle, Bush idaresi kendini kanunların, uluslararası yasaların ve kısaca herkesin üstünde gördü ve hatta müttefiklerine ya da onun terkisinde seyredenlere bile saygı duymadı.

 

Bu yüzden hiç kimse hiçbir şekilde onun saldırı siyasetini savunamaz. Bu son saldırı bu çerçeveye girmektedir. Şüphesiz ki uluslararası kanunlara ve adetlere karşı çıkmak ve kişinin insani, kanuni ve yasallık açısından yaptığı fiilin tek karar vereni ve planlayıcısı olarak kendisini görmesi terörizm özelliklerindendir. Bu, terör için yapılan bütün tarifler için geçerlidir.

 

4-Suriye’ye yapılan bu saldırı, Pentagon’un Maliki hükümetiyle ortaklaşa hazırladığı ve Amerikan kuvvetlerinin Irak topraklarını hiçbir komşu ülke ya da başka bir ülkeye saldırmak için kullanmayacağını tekit eden güvenlik anlaşması hakkında söylenilenlerin asılsız olduğunu gösterdi. Bu saldırı Irak topraklarından Suriye’ye yapıldı ve bu sahtekârlığı ortaya çıkardı.

 

Bu saldırı aynı zamanda Irak hükümet sözcüsü Ali Dabbağ’ın; Irak hükümetinin Irak’ın egemenliği ve Irak topraklarının hiçbir komşu ülke ya da başka ülkelere saldırıda kullanılmaması için çabaladığı yönündeki yorumunun da sahteliğini ortaya çıkardı.

 

Hükümet sözcüsünün operasyona ve buna müsaade edilmesine yaptığı şüpheli –ama net- açıklama, güvenlik anlaşmasının ve Maliki hükümetinin bunun için yaptığı yorumların sahteliğinin göstergesidir. Bu saldırı eğer Maliki hükümetinin onayıyla yapıldıysa durum vahim eğer onu oyalayarak arkasından iş çevrildiyse durum daha da vahim.

 

5-Bu saldırı hakkında sorulması gereken temel ve siyasi soru; hedefinin ve gerçekleştirilmek istenenin ne olduğu, neden şimdi yapıldığı ve -Bush idaresinin saldırgan yapısında onu bir yere koymakla birlikte- nasıl okunacağıdır?

 

Bu sorulara cevap vermeden önce Cole savaş gemisinin Lübnan-Suriye sularına gönderilmesini analiz edenlerin tecrübesini hatırlayalım. Nasıl uzun uzun bunun amacını, gerçekleştirilmek istenenin ne olduğunu, neden o zamanın seçildiğini ve nasıl okunması gerektiğini açıklamışlardı. Bu açıklamaların üstünden birkaç gün geçmemişti ki savaş gemisi rotayı Körfeze kırdı. Aslında geminin gönderilmesi hazırlık yapılmadan verilmiş bir tepkiydi. Ya da daha iyi bir ifadeyle, öncesi ve sonrası iyi incelenmiş bir plan çerçevesinde gerçekleştirilmemişti.

 

Böylece analistler kendilerini Cole’ün Suriye Lübnan sularına gönderilmesinin amacını, Amerikan kararını sağlam bir strateji ya da bir planın parçası olmayan anlık bir karar olarak tahlil ederken buldular.

 

Belki Bush idaresinin kararlarını -2006’nın sonundan bu yana- titizlikle inceleyen kimse bu kararların stratejik kararlar olmadığını, doğaçlama bir yapıya sahip olduğunu yani bir sonraki adımda ne yapılacağı belli olmayan ve belirli bir gidişatın olmadığı kararlar olarak görebilir.

 

Tabii ki bu, geleneksel olarak Amerikan siyasetinde pek alışıldık bir durum değil. Fakat alışılmışın dışına çıkan bir idareyle ne yapılabilir? Bu idare kendisi için belirlediği stratejiyi başarısızlıkları sebebiyle kaybetmiştir.

 

Bu durumu, Gürcistan’ı Güney Osetya ve Rus barış kuvvetlerine karşı askeri saldırıya sevk ederken aldığı aptal ve pervasız kararlarında yaşamıştır. Aynı şeyi, Bush idaresinin çabuklaştırdığı ve tırmandırdığı tehlikeli uluslararası mali krizle olan ilişkisinde her gün yaşamaktadır.

 

Buradan hareketle, Suriye’ye yapılan saldırı terörist saldırılar yapısına ek olarak hazırlıksız, çabuk alınmış kararlar kapsamına girer. Bu sebepten bunun sonuçları birçok açıdan Amerika’nın yararına olmayacaktır.

 

Aptal Siyasetlerin Başka Bir Görüntüsü: Pakistan

 

Uygulanan aptalca siyasetlerden biri de bir müddettir Pakistan’ın Veziristan bölgesine yönelik Amerika’nın askeri saldırılarıdır. Hiçbir müttefikin hatta iktidara gelmelerinde bu siyasetlerin birincil etkiye sahip olduğu kişilerin bile yapmadığı fedakarlığı yapan Müşerref hükümetinin çökmesi bile bu siyasetleri durdurmadı.

 

Bush idaresi devletlerin egemenliğini çiğnemeyi hakkı olarak görüyor. Egemenlik, çiğnendiğinde uluslararası ilişkiler diye bir mefhumun kalmayacağı bir ilkedir. Bu sebepten 17. yüzyılda imzalanan Vestfalya anlaşmasından bu yana bütün devletlerin imzalamakta anlaştığı az sayıdaki ilkelerdendir. Devlet egemenliği uluslar arası kanunun üzerine kurulduğu bir temel ve modern ulus devlet için hareket noktasıdır.

 

Bu ilkeye daima saygı duyulmadığı doğrudur. Bu ilkenin çiğnendiği –özellikle 19. yüzyılda- birçok hadiseyi zikretmek de mümkündür. Bu, Asya, Afrika ve Latin Amerika’daki sömürge olgusunun yayılmasının şartıydı. Fakat bu ilkenin doğru olduğu her zaman salık verildi ve Milletler Cemiyeti ve BM misakınca onaylandı.

 

Fakat hiçbir hükümet ya da dönemde Bush idaresinin özellikle 20. yüzyıl ve  21. yüzyılın ilk on yılında yaptığı gibi bu ilke çiğnenmedi.

 

Bush idaresi ilk dönemine (2001-2004) eksik egemenlik ve devletlerin egemenliğine saygı döneminin bittiğini söyleyerek başladı. Hatta dönemine ve özellikle BM’ye ve onun misakına sırt çevirdiği, ikisinin de mazi olduklarını, artık yeni döneme ve teröre karşı verilen savaşa uygun olmadıklarını ilan ettiği 2002 yılına kara bir leke sürdü.

 

Bu yüzden, Güvenlik Konseyinin onayının gerekli olmadığını iddia ederek Irak’a saldırdı ve onu işgal etti. Hatta Amerika’nın Güvenlik Konseyinin ve kadim Avrupa’nın defterini dürdükten sonra NATO’nun yerini aldığını vurgulayarak bu saldırıyı gerçekleştirdi.

 

Asıl garip olan Amerika’nın, bu politika ve konumları 11 Eylül olaylarından sonra “yeni uluslararası değişiklikler” davası altında geçiştiren özellikle solculardan birçok Arap siyasetçi bulmuş olmasıydı. Bu kişiler terör ve istibdat rejimleri ortadan kaldırıldıktan sonra içinde demokrasi ve insan haklarının hâkim olacağı tek kutuplu evrensel sistemin müjdesini vermeye başladılar. Rolleri gereği Bush idaresi ve Şaron hükümetinin yaptığı gibi işgale verilen direnişi terörizm kapsamına aldılar.

 

Ne var ki bu tecrübe çok kısa bir süre sonra, uluslararası kanun ve BM misakını çiğneyen ve uluslararası kararı sadece kendi tekeline alan saldırı siyasetlerinin, sadece Bush idaresine değil bütün Amerika’ya mal olduğunu ispatladı. İşte uluslararası, Arap ve İslami bölgesel dengeler buna tanıklık ediyor. Amerikan ekonomi krizinin patlak vermesi ve dünyaya zorla benimsetilen Amerikan kapitalist sisteminin çökmesi ise ölümcül darbeyi vuran son durumdur.

 

Böylece Bush idaresi zor duruma düştü ve müttefiklerini terk etti. Bu durum sarhoş zannettiğin ama aslında sarhoş olmayanların haline benzer. Bu ister siyaset ve ekonomide, ister müttefikleri ya da düşmanıyla ilgili olsun karar almada tökezlemesinin nedenini açıklıyor.

 

Bu, siyasi, ekonomik, askeri her alanda onun kaybetmesine sebeptir. Müttefiklerini zarara sürükler, onlara düşmanlık besleyen ya da onları bir kenara itmeye çalışanlara da kar ettirir.

 

Kaybeden müttefikler bazında, Pakistan’dan daha güzel bir örnek yoktur. General Pervez Müşerref Bush idaresiyle, Afganistan’a saldırmasını ve işgali kolaylaştıracak anlaşmaya varmasından beri içerideki durum çöküş trendinde.

 

Amerika, bombalama ve Suriye’ye yaptığı son saldırıdan sayı ve verilen kurbanlar olarak çok çok yüksek düzeyde sivil kıyımları gerçekleştirme izni almadan gidip Pakistan’ın egemenliğine saldırıda bulunmuştur.

 

Fakat egemenliğine saldırılanla Amerika’nın müttefiki arasındaki fark; birincisinin eğer direnir ve mücadele verirse daha güçlü, ikincisinin ise Amerika abası altından çıkmadığı sürece –Müşerref’te olduğu gibi- çökmeye mahkûm oluşudur. Yeni Pakistan hükümeti de Amerikan saldırısına bir sınır getirmezse aynı şey olabilir.

 

Öte yandan, devlet egemenliğinin çiğnenmesi ve ona saldırılmasına göz yumduğu için BM genel sekreterine sert bir eleştiri yöneltilmesi gerekmektedir. Bunun, ufak çapta gösteriler düzenlemek ya da dolambaçlı yorumlar yapmaktan başka bir şey yapmayan İslam Konferansı Örgütüne, Arap Birliğine ve ülkelerine de tek tek ve topluca yöneltilmesi gerekir.

 

İşte sergilenen bu zayıf tavırlar –bazısı da suç ortaklığı kokusu vermektedir- Bush idaresinin bugüne kadar saldırı siyasetlerine devam etmesine sebep olmuştur. Bu olmasaydı Bush idaresi bu saldırılara devam edemez ve Amerika bu çöküşü yaşamazdı. Bu şu sözün doğruluğunu bir kez daha kanıtlıyor: Nice zararlı şey vardır ki fayda getirir.

 

Makalenin çevirisi Gülşen Topçu tarafından Davet Haber için yapılmıştır.

 

Davet Haber

 

 

Safya Başı

Toplam (0) adet  yorum eklenmiştir.

Yorumların Tamamı İçin Tıklayınız.
 
Siyasi Hesaplar ve Vahşi Gazze Katliamı Özel
İsrail’in şuan Gazze’ye düzenlediği askeri operasyonda başarısız olacağının kesin olduğunu düşünenle
İsrail Refah Sınır Kapısını Bombalıyor-Özel
Aldığımız bilgilere göre Gazze’ye bir saat mesafedeki bölgede yer alan hastanede geç müdahale edild
Avrupa Dışişleri Bakanları Araplardan Önce Davrandı Özel
Avrupa Birliği ülkeleri dışişleri bakanları Fransa’nın başkenti Paris’te dün akşam düzenlenen toplan
Saldırılara Rağmen Hamas Dimdik Ayakta Özel
Filistinli analist Gassan Hatib: “Gazze saldırılarının kurbanlarından biri Abbas ve Filistin yönetim
Batı Şeria Üçüncü İntifadanın Eşiğinde Özel
Batı Şeria’nın farklı bölgelerinde yaşanan şiddetli çarpışmalarda İsrail’in açtığı ateşte bir kişi ö

n

Livni’den Hamas’a Gözdağı Özel

n

ABD’den Afganistan’a Sahve Meclisleri Özel

n

Somali Müslümanları İktidarı Paylaşmaya Hazırlanıyor Özel

n

Sedrot İsrail’in Duygu Sömürme Aracı Özel

n

Laik Türklerin Müslüman Görünme Çabası Özel

n

Araplar İsrail’den Hamas Liderlerinin Tasfiyesini İstemiş! Özel

n

Wilders Ve İsrail Sağı İslam’a Karşı Birleşiyor Özel

n

Farklı Kültürlerde Farklı Aşağılama Yöntemleri Özel

n

Kuzey Afrika Hıristiyanlaştırılıyor Özel

n

Hamas: Ateşkes Uzatılmayacak Özel

n

NATO Taliban’dan Yardım İstiyor Özel

n

Kerkük saldırsının arkasında Türk İntikam Tugayı mı var? Özel

n

Obama’dan İsrail’e Nükleer Şemsiye Özel

n

İsrail Mombai Saldırılarını İşte Böyle Kullanıyor Özel

n

İsrail Kudüs’ü Yahudileştiriyor Özel

n

Ergenekon Mossad Bağlantısı Özel

n

Veziristan ve Mumbai Saldırıları… Aynı Silsile mi? Özel

n

Obama İran ve Suriye’yle Yeni Bir Yakınlaşma Riskine Giriyor Özel

n

Arabistan’da Seyyid Kutub’un Kitapları Toplanıyor Özel

n

İşgal Altındaki Filistin’e Yahudi Göçü Azalıyor Özel

VİDEO HABERLER

YAZARLAR


Davethaber

Basın Konseyi Kim Ki www.davethaber.com u uyarıyor

İKTİBAS YAZILAR


Ahmet Kekeç

Harekat değil cinayet