Analistler filmin, Türklerin Atatürk’ün 1924’te Osmanlı imparatorluğunun kalıntıları üzerinde kurduğu laik rejimi tekrar gözden geçirmeyi istediklerine işaret ettiği şeklinde yorumladılar.
Türk gazetelerinin değerlendirmesine göre; “Mustafa” filmi birçok kişinin yarı ilah olarak baktığı ve eleştirenlerin onu eleştirmeye çekindiği Atatürk’ü idol olmaktan çıkardı. Reuters haber ajansına göre bu durum artık değişmeye başladı.
Askerin 1982’de çıkardığı anayasa Atatürk’e kötü söz söyleyenlere hapis cezasını içeriyor.
Atatürk’ün hayatını çocukluğundan vefatına kadar inceleyen film, Türk liderinin Türklerin daha önce görmediği kusurlarını ortaya çıkarıyor. Bu durum radikal laikleri, filmin boykot edilmesini istemeye ve filmin özellikle Türk kimliğini aşağılamak için hazırlanmış olduğunu söylemeye sevk etti.
22 yaşında mühendislik fakültesinde okuyan bir öğrenci film hakkında şunları söyledi: “En dikkate değer olan bir insan olarak Atatürk hakkında daha fazla şey bilmek oldu. O da bizim gibi bir insandı kusursuz değildi.”
Atatürk’ün ölümünün 70. yıldönümüyle eş zamanlı olarak gösterime giren filmde yönetmen Can Dündar Atatürk’ü gürültülü bir hayat yaşayan, kadınlarla dans eden, iştahla içki yudumlayan aceleci bir hükümdar olarak tasvir ederken başka sahnelerde onu özellikle arkadaşları ondan ayrıldıktan ve yaşı ilerleyip ölümüne sebep olan hastalığından duyduğu acıdan ötürü ümitsiz ve tek başına saraylarda dolaşırken tasvir ediyor.
Boykot Edin
29 Ekim’de gösterime girdiğinden bu yana Türk gazetelerinde hakkında birçok yorum yapılan filmi gösterime girdiği ilk beş günde yarım milyon kişi izledi.
Kendilerini Atatürk’ün mirasının gerçek koruyucuları olarak gören Kemalistler, filmin Türk halkının gözünde Atatürk’ü küçük düşürmek için hazırlanmış bir planın parçası olduğunu söylüyorlar.
Vatan gazetesi yazarı Yiğit Bulut Türklere hitaben şunları söylüyor: “Bu filmi seyretmeyin ve seyredenlere de engel olun. Bundan da önemlisi Atatürk’ü aşağılama tohumlarının taze belleklerine işlememesi için çocuklarınızı ondan uzak tutun.”
Bazı yazarlar filmin, Türk gençlerinin akıllarında Atatürk’ün portresini eksik oluşturduğunu ve sadece İslamcıların (AKP) çıkarına hizmet ettiğini söylediler.
Fakat Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay bu eleştirilere şu şekilde cevap verdi: “Bazıları hala Atatürk’ü harikulade kusursuz bir insan olarak tasvir etmek istiyor. Onun da diğerleri gibi ümitlerinin, hayal kırıklıklarının, öfke nöbetlerinin ve mutlu olduğu anların olması normaldir.”
Yönetmen Dündar ise televizyon ekranında kendini şöyle savundu: “Film sadık ve şefkatli bir komutanı sunuyor bizlere. Onun kadar uzak görüşlü olamadıkları için arkadaşlarının onu terk ettiklerine tanıklık ediyor. İşte benim sevdiğim Atatürk bu.”
Keskin bakışlarıyla Atatürk’ün resimleri hükümet bürolarını, okulları, ticarethane ve odaları süslüyor.
Pazartesi günü saat 9.05’te sirenler çaldı, ulaşım durdu ve öğrenciler okullarda saygı duruşunda bulundular. Türkler 70 yıldan beri Atatürk’ün vefatını anmak için bu törenleri düzenliyorlar.
Ruh Aramak
Geniş kitlelere hitap eden film, İslami kökenleri olan AKP’nin yaptığı toplumsal ve siyasi reformların yeşerttiği ve Atatürk’ün bıraktığı diktatör laik temelleri sarsan “Türkiye’de ruh” arama halini yeniledi.
Filmin yazarı bunun hakkında :”Tartışma laik cumhuriyetçi temeller üzerinde dönüyor ve laikler rahatsız oluyorlar” ifadesini kullandı.
Ve ekledi: “Bu film hakkındaki tartışma aynı zamanda olgunlaşmakta olan ve bu meseleleri açıkça konuşabilen bir toplumu da yansıtıyor.” Yazar burada 1982 askeri anayasasının Atatürk’ü aşağılamayı suç kabul ettiği bir toplumda bunun cesareti temsil ettiğine işaret ediyor.
Türkiye’nin girmeye çalıştığı Avrupa Birliği AKP’nin yaptığı reformları destekliyor ve ordunun siyaset ve yargı alanındaki nüfuzunu kırmayı ve kadınların kamusal alanlarda başörtü takmaları gibi kamu hürriyetleri alanında Atatürkçü laiklerin getirdikleri sınırlamaları kaldırmayı hedefliyor.
Türkiye’de olup bitenleri izleyenlere göre; AKP’nin Atatürkçü laik kesime (ordu, Anayasa mahkemesi ve muhalefet partileri) karşı verdiği birçok siyasi savaştaki başarısı, bu kişilerin toplum üzerindeki tiranlıklarını kaybettiklerine işaret ediyor.
AKP laiklerle olan ilk savaşını 2002’de iktidara gelmesiyle, ikincisini ise 1920’lerde laik Türk devletinin kurulmasından bu yana İslami kökenli ilk başkan olarak 2007’de Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olmasıyla kazandı.
Fakat parti, Anayasa mahkemesi Ağustos ayında üniversitelerde başörtüsü yasağının kalkmasına izin veren parlamento kararını iptal ettikten sonra başörtü savaşını kaybetti.
Sonra parti Anayasa mahkemesi, devletin laik rejimini yok edecek kararlar almakla suçlanan partiyi kapatma ve aralarında Erdoğan ve Gül’ün de olduğu liderlerine 5 sene siyaset yasağı getirme isteğini reddettiğinde bir savaş daha kazandı.
Ve şuan AKP bütün mesaisini ordu baskısının olmadığı, daha fazla siyasi hürriyetin olduğu ve 1982 anayasasının yerine geçebilecek yeni bir yasa oluşturmaya harcıyor.
Atatürk 1924 yılında Osmanlı imparatorluğunun çökmesiyle Türkiye’de yönetimi devraldı ve dini kamusal hayattan kaldıran Batılı laik değerler üzerine kurulu askeri bir devlet kurmaya başladı. Arap alfabesinin yerine Latin alfabesinin kullanılmasını, kadınların başlarını açmasını zorunlu tuttu ve eğitim sistemini Batılı temeller üzerine modernleştirdi.
Davet Haber