Güney ve Kuzey Sudan’ın birleşmesi için verilen müddetin ( 6 senenin) yarısı doldu ve güneyin kuzeye bağlı kalıp kalmayacağı ile ilgili referandum için sadece 3 sene kaldı. İşaretler hala olumsuz ve birleşmeden çok ayrılma olacağı yönünde. Bu, Mısır’ın stratejik çıkarlarını etkiliyor ve acil müdahale gerektiriyor.
Güney ayrılırsa bu Batı istihbarat güçlerinin Sudan’ın 5 ayrı bölgeye bölünmesi için planladığı bölünmeler zincirinin ilk halkası olacak. Bu, tarih boyunca istikrarın hakim olduğu güney cephe açısından Mısır’ın ulusal güvenliğine büyük bir darbe ve sınırsız istihbarat müdahalelerine bir kapı olacak.
Güney ayrılırsa bu Mısır’ın su kaynaklarının da tehlikeye girmesi anlamına geliyor. Özellikle de Mısır eskiden beri İsrail’in güneye girmesinden korkuyor. Buna delil olarak; 30.10.2008’de düzenlenen ve İsrail’in Sudan’daki yıkıcı rolü konulu resmi bir konferansta İsrail İç Güvenlik Bakanı Avi Dichter’in, stratejik hedefinin, Sudan’ın Mısır’ın stratejik derinliğini temsil eden güçlü, birlik halinde bir devlet olmasını ve Arap ve Afrika çevrelerinde etkili bölgesel bir güce dönüşmesini engellemek maksadıyla güneyin ve Darfur bölgesinin ayrılmasını teşvik etmek olduğunu söylediğini hatırlatmak yeterlidir.
Hatta Dichter Sudan’ın er ya da geç Yugoslavya gibi (Bosna, Hersek, Hırvatistan, Kosova, Makedonya, Sırbistan ve Karadağ) birçok devlete bölüneceğini vurguluyor ve işin zamanla alakalı olduğunu söylüyor.
Güney Silahlanıyor… Barış Suya Düşüyor
Güney için birleşmenin daha iyi olacağını düşünen liderlerden daha çok yaygara koparan güney liderlerinin teşvikleriyle ayrılma sinyallerinin verilmesi Mısır’ın ve Arapların endişesini artırıyor. Güneyin, birlik olarak kalmaya niyet eden bölgelerin aksine hava ve kara kuvvetleri oluşturup tank ve hatta dışarıdan uçak satın alarak kendine ait bir ordu kurmaya ve onu silahlandırmaya çalışması endişe veriyor.
Güneydeki çatışmanın ardından 21 sene ve barışın üzerinden de 3 sene geçtikten sonra ki tablo güneyin –güneyin suçlamalarına göre kuzey de- referandum ve ayrılmak için ve eğer ilişkileri bozacak bir şey olur ya da çoğunluğu güneyde bulunan petrol bölgeleri üzerinde anlaşmazlık çıkarsa tekrar savaş çıkarmak için silah depoladığını gösteriyor.
Bu durum gizli ya da yeni bir durum değil. Dünya Bankası geçen Temmuz ayında kuzey ile güney arasındaki ilişkilerden bahseden bir rapor hazırlamıştı. Aynı şekilde Batılı raporlar da geçen hafta Batılı bir diplomatın şu açıklamalarını nakletti: “170 bin kişilik –Afrika’nın en büyük ordusu- güney halk ordusunun harcamaları artmaktadır. Geçen ay Güney Sudanlı vekiller Reuters haber ajansına göre yıllık bütçesi 1.5 milyar dolara ulaşan bu orduya 980 milyon dolar bağışlanması için oy verdiler.
Mübarek, Güney Sudan hükümet Başkanı Silva Kiir’e barış anlaşmasının gidişatını sorduğunda o, anlaşmanın uyumlu bir şekilde gitmediğini söyledi. Bundan önce de Mübarek Sudan Dışişleri Bakanı Deng Alor’a Güney ordusu güçleriyle Sudan ordusu arasında imzalanan anlaşmadan sonra ilk defa 2 ay önce çıkan çatışmaların sebebini sorduğunda bakan ona: “Bu sorunların sebebi kalkınmadır. Güney Sudan barış için daha fazla kalkınmaya ihtiyaç duyuyor.” diyerek cevap verdi.
Zorunlu Müdahale
Bu yüzden,–aslında Mısır’ın görevi olan Filistin ve Sudan sorunlarını çözme girişimlerinde ve müdahalelerde bulunma işinin küçük devletlere bırakılmasına izin veren- Kahire’nin bölgesel rolünü yerine getirmemesi ve içine kapanması yönünde yapılan suçlamalara ve sadece Güney Sudan’ın değil Darfur’un da ayrılma sinyalleri vermesine rağmen net olan şu ki Sudan’ı bekleyen savaş ve parçalanma tehlikesi ve bunun Mısır üzerindeki etkisi Mısır’ın olağan dışı müdahalesini gerekli kılıyordu.
Mübarek’in 10 Kasım’da düzenlediği ziyaret ve Silva Kiir ile güneyin kalkınma projeleri ve Mısır’ın buradaki rolü hakkında doğrudan görüşmesiyle bu müdahale gerçekleşti. Mısır daha önceden de güneyle yakınlaşmak için adım atmıştı. Bu adımların çoğunluğu yaşam şartlarını iyileştirerek güneylilerin birlik seçeneğini isteyecekleri kalkınma boyutu olan ekonomik adımlardı.
Mısır buradan hareketle 2006’da Silva Kiir’in Mısır’a yaptığı ziyaret esnasında imzalanan Güney Sudan’ı kalkındırma projesinin ilk aşaması için 200 milyon cüneyh finansman sağladı. Bu anlaşma, su, sulama, kanalların tamamlanması, sağlık ve eğitim alanlarında yardımlaşma projelerine ek olarak Mısır ve Sudan ortak şirketinin Mısır enerji bakanlığı gözetiminde 150 milyon cüneyhe mal olan güneydeki 4 şehirde 4 elektrik santrali kurmayı içeriyordu. Aynı şekilde Mısır, güneyli gazetecileri televizyon kanalı kurmaları için eğitti ve kanala Mısır uydusundan yayın yapma izni verdi ve güneylileri farklı alanlarda yetiştirdi.
Güneyin ve Mısır’ın Kazançları
Şüphesiz ki bu yardımlaşma iki tarafında yararınadır. Barış anlaşmasından sonra Arap Birliğinde kuzey ve güneyde Arap yatırımlarının arttığının ilan edilmesine rağmen Güney Sudan, yabancılar yatırım yaparken Arapların yatırım yapmamasından yakınıyor.
Güneyin yol yapımı, hastane, okul inşası, yerel idarelerin durumunun iyileştirilmesi, icra sisteminin oluşturulması ve kadroların eğitilmesine ihtiyacı var. Böyle hassas bir zamanda herhangi bir tarafın bir projeye dahil olması halk üzerinde büyük etki yapacak ve güneyliler kendilerine yakınlaşmaya çalışanlara sevgi duyacaklardır.
Kahire güneye en yakın olması ve siyasi bir karşılık ya da Batılı ve komşu Afrika ülkelerinin yaptığı gibi şantaj yapmadan hizmet sunmasıyla aslında Sudan’ın bir bütün olarak kalacağı uzun soluklu stratejik ve siyasi kazançlar sağlamaya çalışıyor.
Mısır’ın güneye girmesi ve yatırım alanlarına dahil olması, güneyi ve diğer bölgeleri ayırmaya çalışan İsrail’in –ABD’yle birlikte- yıkım planına ve kara senaryonun Darfur’da da tekrarlanmasını engellemek anlamına geliyor. Buna ek olarak Mısır’ın ulusal güvenliği için arka bahçe sağlanmış ve 2011’de yapılacak seçimlerde -özellikle de Mübarek’in oğlu seçilirse- yeni başkanın Mısır’ın güvenliğini tehdit eden bir tehlikeyle karşılaşmaması için yükü hafifletilmiş oluyor.
Mısır’ın siyasi ve yatırım alanında yaptığı girişim güneyin ve Sudan’ın istikrara kavuşması, silahlı mücadelenin sona ermesi anlamına geliyor. Sonra büyük ziraat ve yatırım projelerine ve uluslar arası raporların yüzyılın il çeyreğinde oluşacak su kıtlığında Mısır ve Sudan’ın ihtiyacı olan 4 milyar metreküp su kapasitesine sahip olacak kanal projesi gibi Mısır’a yarar getirecek durdurulmuş projelere yeniden başlanması anlamına da geliyor.
Bu belki de Mısır’ın ilk kazancı olacaktır. Mısır sulama bakanı Mahmut ebu Zeyd Mübarek güneyden döndükten sonra, uzunluğu 360 km olacak ve 260 km’si kazılan kanalda tekrar çalışmaların başlaması için Güney Sudan’la anlaşmaya varıldığını açıkladı.
Mübarek’in ziyaretinin sırrı ilk önce ulusal güvenlik ve güneyin ayrılmasını engelleyecek ilişkiler ve fırsatlar oluşturmaya çalışmakla Mısır’ın elde edeceği karlardır. Aynı zamanda bu ziyaret Mısır’a, stratejik yararlar da sağlayacaktır. Eğer güney kesim Sudan’dan ayrılır ve Mısır kuzeyden sonra güneyde de İsrail’le burun buruna gelirse çok büyük tehlikeyle karşılaşır.
Darfur… En Tehlikeli Mesaj
Mübarek, ülkesinin Darfur sorununun çözümü için Hartum’un da kısmen kabul ettiği beşli plan önerdiği Sarkozy ile buluştuktan sonra doğrudan Sudan’a gitti. Burada Mübarek’in beraberinde, Hartum’un Avrupa’nın belirli isteklerini yerine getirmesinden sonra Beşir’in yargılanması meselesiyle ilgili olarak Avrupa ve Batı’nın görüşünü getireceği düşünülüyordu.
Fakat Mübarek bu konuyla ilgili hiç bir açıklama yapmadı. Beşir’le olan görüşmelerinin Darfur’daki durumlar üzerinde yoğunlaştığını ve hükümetinin Darfur krizine bir çözüm bulmak için çalışacağını söyledi.
* Makalenin çevirisi Gülşen Topçu tarafından Davet Haber için yapılmıştır.
Davet Haber