Bu, İsrail cumhurbaşkanı Şimon Perez ve Dışişleri Bakanı Tzipi Livni’nin Arabistan önderliğinde 20’sinin başkanlık düzeyinde 80 ülkeden temsilcinin katılımıyla gerçekleşen ve Perşembe günü New York’ta son bulan dinlerarası diyalog konferansına katılımını takiben Arap analist ve yazarların vardığı sonuçtur.
Bazıları bu sonucu hayali bir tez olarak niteledi. Diğer bazıları konferans programı dâhilinde verilen akşam yemeğinde Şimon Perez’in söylediklerinin bu sonucu doğruladığını vurguladı. Bu tezin savunucuları İsrail’in konferansa katılmasını eski Mısır başkanı Enver Sedat’ın Kasım 1977’de İsrail’e düzenlediği tarihi ziyaretine benzetti.
Mısırlı düşünür Tarık el-Beşeri “Arabistan-İsrail buluşması nasıl hazırlandı” başlıklı makalesinde Mısır ve İsrail arasında Camp David anlaşmasının imzalandığı atmosfere atıfta bulundu ve şöyle dedi: “O dönem Amerikan siyaseti Mısır için İsrail’den başka bir düşman yaratmak istemişti. Alternatif Libya’ydı. Mısır ve Libya ilişkileri uzun süreliğine sekteye uğradı.”
Beşeri, Mısır’da yayınlanan ed-Dustur gazetesinde yayınlanan bir makalede, bu ortamı İsrail’in New York’taki dinlerarası diyaloga katılmasına benzetiyor: “Aynı şey şimdi de oluyor. Araplar için İsrail’in alternatifi olabilecek bir düşman var ediliyor. İsrail’in Araplarla sınır olduğu kuzey ve batı sınırının oluşturduğu tehdit ve tehlike duygusu yerini doğu sınırına yani İran’a bırakıyor.”
Beşeri bu katılımın, genelde Arap-İsrail özelde Arabistan ilişkileri üzerindeki etkileri hakkında şunları söyledi: “Dinlerarası diyalog adına Haremeyn hizmetçisinin İsrail devletinin Cumhurbaşkanı Şimon Perez’le beraber oturması –ikisi dinlerarası diyalogun kutupları değildir çünkü onların varlıkları herhangi kültürel bir konferansı siyasi bir ortama çevirir- ve bir konferansta bulunmasının taşıdığı siyasi anlam, Sedat’ın İsrail’e ziyareti ve Menahem Begin ile Golda Meir’in onu Kudüs’te karşılamasının taşıdığı anlamla hemen hemen aynıdır.”
Arabistan, İsrail’in 1967 sınırına geri dönmesini istediği ve işgalcinin de reddettiği “Arap barış girişimi” çerçevesinde İsrail’le ilişkilerini normalleştirmeye çalışıyor.
İran’a Karşı Birlik
Lübnan’da yayınlanan el-Ahbar gazetesi; Yemen, Katar, Kuveyt ve Mısır’la birlikte gazetecilerden uzakta verilen akşam yemeğinde konuşan Perez’in, İsrail’in İran’a karşı blok oluşturmayı istediğini ve onları Ortadoğu’ya hakim olmaya çalışan ve İsrail’in yanı sıra Arap ülkeleri için de tehdit oluşturan İran tehlikesine karşı birlik olmaya çağırdığını yazdı.
Akşam yemeğini takiben Perez gazetecilerle bir araya geldi ve onlara konferansın, İran’ın Ortadoğu’ya hakim olma –ki bu nükleer tahdidin ötesinde bir tehlike oluşturmaktadır- çalışmalarını durdurmak için çaba sarf edeceğini ifade etti.
İran’ın BM temsilcisi Muhammed Khazaaee konferansta yaptığı konuşmada Perez’i “konferansı küçük siyasi amaçlar için kullanmakla” suçladı. Ve “Ona, bütün bu çalışmaları boşa çıkarma ve farklı dinlere mensup biz kongre üyelerinin ilgisini kendi meselemizden başka meselelere çekme fırsatı veriliyor.” dedi.
Khazaaee Perez’in adını zikretmedi. Onu sadece “ kısa ömrünün saldırı, işgal, suikast, devlet terörü ve Filistin halkına işkence damgası taşıyan rejimin temsilcisi olarak tanımlamakla yetindi.
Normalleştirme Sorunu
“New York dejeneresi” başlıklı yazısında Mısırlı yazar Fehmi Huveydi “büyük festival” olarak adlandırdığı konferansın özetinin, bütün Arap konuşmacıların Filistin meselesinin öncelikli ilgi alanlarına girmediğini vurgulamaları olduğuna işaret etti.
Özellikle Arabistan’a işaret etti ve şöyle dedi: “Arabistan, siyasetiyle normalleştirme faaliyeti arasında kurmaya çalıştığı mesafeyi azaltınca kaybetti. Normalleştirmenin henüz tam olarak gerçekleşmediği doğru. Fakat Arabistan’ın bu konuda aldığı tedbir Amerika’nın bunu normal olarak karşılayacağı seviyeye kadar geriledi. Fakat bu Arap ve İslam âleminde farklı derecelerde bozgun haline sebep oldu.”
Ve Huveydi ekledi: “Tek kazanan İsrail’di. İsrail, Kral Abdullah ve Şimon Perez’in konferansa katılımıyla Arabistan’a bir adım daha yaklaştı. Ve Perez bunun bir değişim noktası olduğunu söylerken haklıydı.”
Korkutma ve Gafil Avlama Operasyonu
Öte yandan Arabistan’ın Lübnan büyükelçisi Abdülaziz Hoca, sahtekârlık olarak tanımladığı ülkesine karşı yapılan bu saldırıdan ve gerçekle alakası olmayan suçlamalardan ötürü duyduğu üzüntüyü dile getirdi ve konferansın hedefinin söylendiği gibi Arabistan’ın İsrail’le ilişkilerini normalleştirme ve İran’a karşı saf almaya hazırlanma olmadığını ifade etti.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Başkanı Miguel D’Escoto Brockmann, konferansa İran’ın karşısında Arap-İsrail cephesi oluşturmak olarak bakılmasının gülünçlüğünü diler getirdi ve bunun hayali bir tez olduğunu söyledi.
Filistinli yazar Bilal el-Hasan ise; normalleştirme meselesinin İsrail’in konferansa katılmasında korku verici bir unsur olarak kullanılmasını doğru bulmadı ve normalleştirme meselesinin iki taraf için de bundan çok daha basit olduğuna işaret etti.
El-Hasan Asharq al-Awsat gazetesinde yayımlanan yazısında Arabistan Kralı Abdullah’ın seneler önce ortaya attığı Arap barış girişimini “İsrail 1967’de işgal ettiği topraklardan çekilip, bu topraklar üzerinde Filistin devletinin kurulmasını ve Filistinli mültecilerin dönmesini kabul ettiği takdirde başlatılacak aleni bir normalleştirme çağrısı” olarak tanımladı ve “bundan sonra Arabistan İsrail’le ilişkileri normalleştirmek için gizlice çalışıyor diye suçlama yapılmayacak, sonuç çıkarılmayacaktır” dedi.
Hasan İsrail açısından ise şunları söyledi: “İsrail Filistinlilerle yaptığı ikili müzakereler çerçevesinde kazanacak bir şeyi kalmadığından Filistin meselesini geçip doğrudan Araplara ulaşmak istiyor. İsrail gerçekten de karşılığında hiçbir şey vermeksizin bu sıçrayışı gerçekleştirmek istiyor.”
Ve Hasan sözlerine şöyle devam etti: “Arapların önüne, Arap barış girişimi kelimesi üzerine kurulan gafil avlama operasyonu sürülüyor ve birinin bedelsiz ve karşılıksız bu operasyondan aslan payını yürütmeye çalıştığı hesap edilmiyor.
Davet Haber