Bu çerçevede Türk kökenli Şiilere (Bektaşilere), ve tasavvufçulara yoğun bir şekilde faaliyet ve propaganda fırsatı verildi.
Bu amaçla Tiran, Arapların kurmuş olduğu hayır cemiyetlerine nefes aldırmamak ve bunların yerine Türk kuruluşlarını geçirmek için bir çoğu tabi oldukları Arap ülkelerini temsil eden yarı diplomatik nitelikli temsilcilerin yerleşim izinlerine son verdi.
Son beş sene içerisinde Araplar tarafından kurulmuş olan tebliğ ve hayır cemiyetlerinin köşeye sıkıştırılması yönündeki planlar yavaş yavaş kendini gösteriyor. Bu icraatları ile ilgili olarak güvenlik gerekçesine sığınan devlet, ülkede Arapçayı ve İslami ilimleri öğreten en önemli ve tanınmış kurumlardan biri olan Ebu Hanife Enstitüsü’nü kapattı. Tamamen tebliğ ve sosyal amaçlı kurulmuş olmasına rağmen bu kurumların yöneticisi olan iki kişinin ülkede yerleşim iznine son verildi.
İslam Dünyası Cemiyeti’nin yöneticiliğini yapmakta olan Üstad Abdülaziz, ikamet iznine son verilmesi üzerine temyiz için başvurduğu mahkeme kendisine, ülkede bulunduğu süre içerisinde sahip olduğu iyi tutum ve davranışları nedeniyle daha fazla kalabilmesine izin verdiği halde, bu hak kendisine ülkeden ayrılmasından sonra verildi.
Öte yandan daha önceki durumdan kendine ders çıkartan hükümet, yerleşim izni biten başka bir hayır kurumunun yöneticisi hakkında, yargıya başvurarak hakkını elde edememesi için 15 günlük oturum izninin dolmasına bir gün kala kendisine ülkeyi terk etmesi gerektiği bildirildi.
Sakal Ülkede Suç Sayılıyor
Geçtiğimiz sene Arnavutluk yönetimi, sakalını kesmeyi reddettiği için bir genci üniversitede derslere girmekten men etti ve onu okuldan atmakla tehdit etti.
Başkent Tiran’ın kuzeybatısında kalan Duris Üniversitesinde öğrenci olan Julian Mibili (20), “Yönetim benden derslere devam edebilmem için sakalımı kesmem gerektiğini söyledi.” ifadelerini kullandı. Genç öğrenci, kendisine sakalını kesmesi için iki hafta süre tanındığını belirtti.
Aynı okulda üniversite yönetimi, başörtüsünü çıkarmayı reddetmesi nedeniyle Behice Hoca adlı bir öğrenciyi de derslere almamıştı.
Acik Kukili adlı üniversite rektörü, bu kişilerin Arnavutluk’taki kanunlara uymaları gerektiğini, ülkede eğitimin laik olduğunu, üniversite dışında diledikleri gibi davranma serbestisine sahip olduklarını söyledi.
Herşeyin Başı Basın
Ülkedeki Müslümanların sıkıntısının artmasında basının ve medyanın büyük rolü var. Özellikle hükümetin hiçbir kontrol mekanizması sağlamadan izin verdiği pornografik yayınlarla gençlerin enerjilerini daha verimli alanlara kanalize etmesi engelleniyor, zihinleri iğdiş ediliyor ve dindarlaşma eğilimi yok edilmeye çalışılıyor.
Kentteki video kulübü sahiplerinden biri, Arnavut gençlerinde dekolte giyiminin yaygın olduğunu ve ülkede Avrupa modelinin çokça örnek alındığını belirterek, porno film satışında patlama yaşandığını ifade etti.
Başörtüsü Takan Çok Az
Arnavutluk toplumunda başörtüsü, seyrek görülen bir giyim şekli. Mescitler, turistik mekanlara, türbelere dönüştürülüyor, bayram ve önemli günlerde dahi çok az kişinin gelmesi nedeniyle mescitlerde vaaz verilmiyor, irşat yapılmıyor. Bu nedenle mescitlerin toplumsal rolü neredeyse sıfırlanmış. İş o raddeye varmış ki mescit çevresinde oturanların rahatsız olmamaları için hoparlörlerle ezan okunması bile yasaklanmış.
Komünizm ateşiyle neredeyse yarım asırdır yanıp kavrulan fakir Arnavutluk, İslam’dan kurtuluşunun Avrupa Birliği’ne girişi için bir kapı olduğunu düşünüyor ve bu nedenle de yönetim kademesinde ve kamusal alanda neredeyse İslam’la ilgili her şey yok ediliyor ve yiyecek-içecek ve giyecek konusunda Avrupa her yönüyle taklit ediliyor.
Arnavut kadını, Batılılaşmanın bir aracı olarak görülürken, üzerini örtmekten daha çok kendisini çıplak hale getiren giysileri tercih ediyor, başörtülerini çıkararak başkentteki İslami sembollerin yok edilmesine katkıda bulunuyorlar. Genç erkeklerin durumu ise içler acısı. Ülkede işsizlik ve pahalılık nedeniyle daha iyi bir hayat umuduyla kendilerini Avrupa şehirlerine atıyorlar.
Abdestin nasıl alınacağını dahi bilmeyen büyük çoğunluğun İslam’la olan irtibatı sadece nüfus cüzdanlarındaki İslam ibaresiyle sınırlı kalmış.
Basında, Arnavutların ülkeye İslam gelmeden önceki dinleri olan Hıristiyanlığa dönme yönündeki çağrılar giderek artıyor. Bir çok Batılı misyoner kurum ise Arnavutluk halkının fakirliğini fırsat bilerek, verdikleri nakdi yardımlarla insanları Hıristiyanlaştırmaya çalışıyorlar.
Hıristiyanlaşmayı kabul edenlere Avrupa ülkelerine ve hassaten İtalya’ya gitme kolaylığı tanınıyor. Özellikle de Papa 16. Benedict’in Vatikan’ın başına geçmesiyle birlikte Katolik kilisesinde Arnavutluğa özel bir önem verilmeye başlanmış. Papa, Katolikliğin ülkede yayılması için üç binden fazla rahibi ülkeye göndermiş.
Bu ve başka olaylar, bu ülkenin dininden uzaklaştırılması için sistematik bir kampanyaya maruz kaldığını gösterirken, Avrupalı açgözlü yiyiciler Arnavutluk tabağına saldırarak onda din adına ne varsa mideye indirmeye ve İslam’ı yok etmeye çalışıyorlar.
Davet Haber