Diğer Tehditler
1-Korsan Operasyonlar: Korsan operasyonlar temelde ekonomik sebeplerden kaynaklanmaktadır. Büyük bir tehdit unsuru olmasına rağmen bu operasyonlar 2003–2007 yılları arasında azalma göstermiştir. 2003 yılında 28 olay meydana gelmiş, 2004’te bu sayı 38’e çıkmış fakat 2005’te 12, 2006’da 11 ve 2007’de 7’ye düşmüştür.
2-Doğal Afetler: Bunların enerji takviyelerine yaptığı etki, terörist eylemlerin etkisinden daha büyüktür. Örneğin Katrina ve Rita gibi birçok kasırga ABD’yi stratejik petrol yedeğinden 11 milyar varili satmaya zorlamıştır.
3-Sızma Olayları: Bunun en bariz örneği 50 ya da 90 bin varil petrolün sızmasına sebep olan Fransız petrol tankeri Limburg’un maruz kaldığı olaydır. Bazı araştırmalar 1999 yılında 760 bin varil petrolün sızmasına sebep olan yaklaşık 257 olayın meydana geldiğine işaret etmektedir. Bununla beraber, birçok ülkenin güvenlik önlemlerini almasıyla sızma olayları azalmıştır. 2000 yılından beri sızma olayları yıllık 3 ya da 5 büyük sızıntı olayıyla sınırlı kalmıştır.
4-Siyasi İç İstikrarın Olmayışı: Sivil savaşlara ya da mezhep ve grup çatışmalarına tanık olan ülkelerde yerel enerji tesisleri, çatışma taraflarının üzerinde yoğunlaştığı hedefler olmaktadır. Irak ve Kolombiya’da ya da Belucların, Hindistan’ın Pencap bölgesine doğalgaz nakleden boruları patlattığı Pakistan’da olduğu gibi.
Buna ek olarak, genel grevler de enerji takviyelerine etki edebilir. 2002 yılında Venezuela’daki genel grev ABD’ye yapılan 1,5 milyon varil petrol takviyesinin kesilmesine sebep olmuştur.
Siyasi istikrarın olmayışı ülkenin sadece petrol ihracatına etki etmekle kalmaz ülkede ya da ona yakın yerlerde yer alan ve petrolün aktarıldığı deniz kanallarını da etkiler.
Amerikan enerji bilgileri ajansı dünyadaki en önemli petrol geçitlerini, buralardan geçen petrol hacmini ve siyasi çatışmalardan ne kadar etkilendiğini aşağıdaki tabloda ortaya koymaktadır:
|
Petrol geçidi
|
Geçen petrol hacmi (2006
Raporlarına göre günlük
Milyon varil
|
Önceki çatışmalar
|
|
Hürmüz boğazı
|
16,5–17
|
İran-Irak savaşı sırasındaki kanallar, 11 Eylül olaylarından sonraki terörist tehditler
|
|
Malakka boğazı
(Malezya ile Sumatra adası arasındaki ayrım)
|
15
|
2003 yılında terörist tehditler içeren korsan eylemler, yoğun bulut sebebiyle görüş azlığı
|
|
Süveyş kanalı
|
3,5
|
1967 savaşından sonra 8 sene kapalı tutuldu,2007 yılında 2 tanker karaya vurdu
|
|
Babül Mendep
Boğazı
|
3,2
|
2000’de Amerikan USS Cole Destroyerine ve 2002’de Fransız
Limburg petrol tankerine yapılan saldırı
|
|
İstanbul boğazı
|
3
|
Birçok gemi olayı
|
|
Panama kanalı
|
0,4
|
|
|
Rus boru hatları
|
“Duruzba”:günlük 1 milyon
Varil, Baltık boru hattı: günlük
840 bin varil
|
|
5-Kontrol Edilemeyen Bölgeler: Bu bölgeler de enerji aktarımı için tehdit oluşturmaktadır. Rand kuruluşunun, kontrol edilemeyen bölgelerle terörizm arasındaki ilişki hakkında yaptığı araştırma kontrol edilemeyen 8 bölge olduğu sonucuna varmış ve bu bölgelerin petrol takviye kanalları ve hatlarına ve petrol ülkelerine olan yakınlığını belirlemiştir.
—Pakistan-Afganistan sınır bölgesi: Bu bölge hiçbir geçit ya da takviye hattına yakın olmamasına rağmen uluslararası cihadın sığınağı görevini görmektedir.
—Arap yarımadası çölü: Arabistan, Hürmüz boğazı ve Afrika kıtasına yakındır.
—Malakka boğazına yakın Endonezya adaları.
—Doğu Afrika geçidi, Afrika kıtasına yakın –Sudan- Babül Mendep.
—Batı Afrika bölgesi, Gine-Nijerya körfezine yakındır.
—Kuzey Kafkasya, Rus boru hattına (Bakü-Ceyhan-Tiflis) yakındır.
—Kolombiya-Venezuela sınırı: İki ülke arasındaki enerji aktarımını etkilemektedir.
—Guatemala-Chiapas sınırı, (Meksika vilayetlerinden biri) Meksika’ya yakındır.
Rand kuruluşu bu bölgeleri belirlerken iki etkeni temel almaktadır:
Birincisi: Devletin, temelde ona tabi olan bölge üzerindeki sorumluluk ve yetkilerini uygulayamaması. Bu, 4 durum temel alınarak(devletin bu bölgeye girebilme gücü, devletin ne kadar güç kullanabildiği, sınırlarına ne kadar hâkim olabildiği ve dış güçlerin müdahalesine ne kadar açık olduğu) belirlenir.
İkincisi: İsyan ve terör için uygun şartların sağlanmış olması. Bu da 4 durum temel alınarak ( alt yapının ne derece sağlam olduğu ve operasyonların bu yapılara nasıl ulaştığı, gelir kaynaklarının bolluğu, demografik yapının uygunluğu ve gizlenme becerisi) belirlenir.
Rand, demografik etkenin terörist grupların varlığının belirlenmesinde temel faktör olduğu sonucuna varmıştır. Buna, toplumsal ve kültürel direnişe destek veren toplumsal değerlerin varlığı da eklenmektedir.
Petrol tesisleri ve petrol üreten ülkeler terörist grupların var olduğu yerlere yakın olmasına rağmen petrol alt yapısı nadiren saldırıya uğramıştır. Birçok sebep bu sonuca ulaşmada etkili olmuştur. Bu sebepler: terörist grupların yerel hükümetlere saldırmakla meşgul olmaları, bunun yanı sıra bu tesislere saldırmanın uluslar arası cihad örgütlerinin yoksun olduğu beceri, planlama ve lojistik desteğe ihtiyaç duymasıdır. Bu sebepten bu terörist grupla, ABD’nin birçok terörist grubun enerji tesislerine saldırılarını engellemek için, özellikle de deniz güvenliği ve uluslar arası pazara giderken petrol tankerlerini koruma alanında sarf ettiği çabalara ek olarak nakil boruları gibi korunmayan hedefleri seçmektedir.
Öneriler
Petrol tesislerini hedef almak terörist grupların önceliklerinden değildir. Bununla beraber ileride meydana gelebilecek saldırılar için bazı önlemler almak gerekir:
—Enerji kaynaklarına yönelik stratejik tedbirlerin artırılması. Bu, kesinlikle enerji ithal eden ülkelerin programında ilk sırada yer almalıdır.
—Doğu Afrika geçidi ve Arap yarımadası çölünün Hürmüz ve Babül Mendep boğazlarına yakın olmaları sebebiyle oluşturdukları tehlikeleri kontrol altına almaya çalışmak zorunludur. Fakat bunun önündeki en büyük engel bu iki bölgeye hâkim olmaya çalışan komşu ülkelerin güçlerini artırma durumudur.
—Amerika’nın, -ister Amerikan kuvvetleriyle ister savunma girişiminde bulunarak olsun- güvenliği sağlamada devletlere yardım eden rolünü güçlendirmek. Bu yapılırken sınırları korumanın ve savunma girişimlerinin, ülkenin iç istikrarını sağlamak için siyasi, toplumsal ve ekonomik güvenliği gerçekleştirme zorunluluğunun ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat edilmelidir. Bu iki yön (askeri anlamıyla ve geniş anlamıyla güvenlik) birbiriyle uyumlu olmadığı müddetçe terörizmle mücadele fırsatı azalacaktır.
—Deniz güvenliğine önem vermek. Zira petrol tankerleri uluslar arası pazara giden yolda petrol tesisleri ve alt yapısı için sağlanan koruma ve güvenliğe sahip değildir.
Davet Haber