Davet Haber

Vatan Bize Emanettir

Vatan Bize Emanettir
0 views
30 Ağustos 2019 - 2:35

Muhterem Müslümanlar!

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: Allah size yardım ederse artık sizi yenecek hiçbir kimse yoktur; eğer sizi yardımsız bırakırsa O’ndan sonra size kim yardım edebilir? Müminler yalnız Allah’a güvensinler.[1]

Okuduğum hadis-i şerifte ise Resûl-i Ekrem (s.a.s) “Hangi amel daha hayırlıdır!” sorusuna şöyle cevap vermiştir: Allah’a inanıp O’nun yolunda cihad etmek.[2]

Aziz Müminler!

Üzerinde yaşadığımız vatan bizim için bir toprak parçasından çok daha fazla anlam ifade eder.  Vatan, hür yaşadığımız ve hür yaşamak için her türlü hayâsızca akına göğsümüzü siper ettiğimiz yerdir. Bütün dünyalar verilse dahi bir karışından bile vazgeçemeyeceğimiz cennet yurdumuzdur. Vatan, uğruna canını, cananını, bütün varını feda edip şehadet şerbeti içenlerin, varlığından vazgeçip gazi olanların bize miras bıraktığı mukaddes bir emanettir.

Değerli Müslümanlar!

Bizler, vatan müdafaasını sadece bir toprak parçasını korumaktan ibaret görmeyiz. Bu toprakları vatan yapan yüce değerlerimizi muhafaza etmek için her türlü gayreti gösteririz. Bu vatanda yaşayan her ferdin canını, dinini, malını, neslini, şeref ve haysiyetini koruruz. Din, dil ve ırk ayrımı yapmaksızın mazlumların ve mağdurların yanında yer alır; bize bel bağlayanların ümitlerini boşa çıkarmayız. İstiklal ve istikbalimizin sembolü olan şanlı bayrağımızın gönderden inmemesi için mücadele ederiz. Şehadetleri dinin temeli olan ezanlarımızın dinmemesi için her türlü fedakârlığı göğüsleriz.

Kıymetli Müminler!

Vatanı sevmek ve korumak her Müslüman için kutsal bir vazifedir. Düşman karşısında psikolojik, teknolojik ve ekonomik her türlü savaşa hazırlıklı olmak dinimizin emridir. Nitekim Cenâb-ı Hak bu hususta şöyle buyurur: Ey iman edenler! Sabredin; düşman karşısında sebat gösterin; cihad için hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah’tan korkun ki başarıya erişebilesiniz.”[3] Peygamber Efendimiz (s.a.s) ise hak ve hakikat yolundaki bu kutsal mücadele hakkında şöyle buyurur: “Ellerinizle, dillerinizle ve mallarınızla cihad edin.”[4]

Aziz Müslümanlar!

İçinde bulunduğumuz ay, ecdadımızın vatanını ve mukaddesatını koruma uğruna eşsiz kahramanlıklar gösterdiği nadide bir aydır. Şanlı ecdadımız, iman dolu göğsüyle, cesaret ve kararlılığıyla nice Ağustos ayına damga vuran eşsiz zaferler kazanmıştır. Malazgirt’ten Kosova’ya, Mohaç’tan Büyük Taarruz’a kadar kazanılan zaferler bunun en büyük şahididir.

 Bu zaferler bize göstermiştir ki, Allah’ın yardımı daima müminlerle beraberdir. İnananlar    “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?” diye niyazda bulunduklarında, Yüce Rabbimiz,  “Bilesiniz ki Allah’ın yardımı yakındır.”[5] müjdesiyle müminleri daima desteklemiştir.

Muhterem Müminler!

Yurdumuzun üstünde tüten en son ocak sönmeden vatanımıza namahrem eli asla değmeyecektir. Birlik ve beraberliğini her türlü menfaatin üstünde tutan, cesaret ve azimle çalışan aziz milletimiz, hiçbir zilletin boyunduruğu altına girmeyecektir. Kardeşliğimizi, muhabbetimizi ve dirliğimizi bozmak isteyenler dün olduğu gibi bugün de kaybetmeye mahkûmdur. Zira Hakk’ın yanında yer alanlar, adalet ve samimiyetle çalışanlar muhakkak zafere ulaşacaktır. Batılın destekçisi olanlar, zulmün, korkaklığın ve karanlığın pençesine düşenler ise bir gün mutlaka yok olacaktır. Nitekim Kur’an’ın beyanıyla “Hak geldi, bâtıl yıkılıp gitti! Zaten bâtıl yıkılmaya mahkûmdur.”[6]

Kıymetli Müslümanlar!

Geçmişten geleceğe onurlu yürüyüşünü sürdüren aziz milletimizin varlığı bu dünya için umuttur. Zalimlere karşı ayakta durmamız, mazlumlara kol kanat germemiz ancak vatanımızı, milletimizi ve mukaddes değerlerimizi topyekûn savunmakla, madden ve manen güçlü olmakla mümkündür.

O halde genciyle yaşlısıyla ecdadımızı örnek alıp aynı imanı, aynı gayeyi, aynı azmi, aynı sadakat ve teslimiyeti bizler de kuşanalım. Ülkemizi baskı altına almak, birlik ve beraberliğimizi bozmak, fitne ve fesatla bu aziz vatanı karıştırmak isteyenlere fırsat vermeyelim. Doğruluktan, iyilikten, hak ve hakikatten asla ayrılmayalım.

Hutbemi bitirirken, tarih boyunca İslam’ın bayraktarlığını yapan, bu cennet vatanı bizlere emanet eden aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi bir kere daha rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyoruz.


[1] Âl-i İmrân, 3/160.

[2] Buhârî, Itk, 2.

[3] Âl-i İmrân, 3/200.

[4]Nesâî, Cihâd, 48.

[5] Bakara, 2/214.

[6] İsrâ, 17/81.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

OLDUĞUN GİBİ OLMAK
Sosyal ilişkilerimizle ilgili, en çok şikayetçi olacağımız konu sorulsa, cevabımız sanırım ilişkilerimize
yansıyan samimiyetsizlikler olacaktır. Yani kimse söylediği gibi değil, olduğu gibi göründüğü gibi
değil… diye devam eden cümleler kurarız. Oysa manevi yaşantımıza ışık olan samimiyet aynı zamanda
toplumumuzun da temel erdemlerindendir bunu hepimiz biliriz ve “Ya olduğun gibi görün, ya
göründüğün gibi ol” gerçeğine yaslanır düşüncemizin mihenk taşı.
Mensubu olduğumuz, Yüce Allah’ın gönderdiği son din, Yüce dinimiz İslâm, ihlâs ve samimiyetin,
Müslümanların ibadet ve davranışlarının vazgeçilmez özelliği olması gerektiğini ortaya koymuş ve ölçü
olarak her yerde ve her zaman samimiyeti almıştır. Hatta dil ile söylenene değil kalp ile tasdik olunana
itibar etmiştir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bir hadislerinde “dinin bütünüyle samimiyetten ibaret”  olduğunu
bildirmiştir. Ashab-ı kiramın, “kime karşı samimiyet ve sadakat” gösterileceğini sorması üzerine Sevgili
Peygamberimiz de, “Allah’a, Kitabına, Resulüne, Müslümanların yöneticilerine ve bütün
Müslümanlara karşı” buyurmuşlardır.
Şunu anlıyoruz ki; ibadetlerimiz samimi olmalı, kulluğumuz samimi olmalı, ilişkilerimiz samimi olmalı,
tebessümümüz samimi olmalı, konuşmamız, dinlememiz, alakamız samimi olmalı. Özetle,
samimiyetimiz de samimi olmalı.
Kulluğumuz Hakk katında değerlendirirken ne kadar çok ibadet ettiğimiz mi yoksa bu ibadetlerimize
ne kadar samimiyet katabildiğimiz mi sorgulanacaktır diye düşünmek gerekir! İbadetlerden manevi
zevk alabilmenin en temel yolu, riya ve gösterişten arınmış samimi bir kulluktan geçtiğine göre
manevi hayatımızın teşekkülü için riya, gösteriş, bencillik, ikiyüzlülük, münafıklık, yalan ve aldatma ile
kirlenmemesi gerekiyor. Özü samimiyet olan dinin sağlam mü’mini olabilmek için bütün bu kötü
niteliklerden uzak durmamız gerekmektedir.
Bugün insanlar birbirleriyle münasebetlerini maalesef, endişe ve güvensizlik üzerine bina ediyorlarsa
bunun asıl sebebini insanların Rabb’leriyle olan münasebetlerinde aramaları gerekir kanaatindeyim.
O’ndan uzaklaşan hayata değer katan herşeyden de uzaklaşıyor.
Yüce Kitabında Rabbimiz: “De ki: İçinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir.
Göklerdeki her şeyi, yerdeki her şeyi de bilir. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.”
O bizi bizden daha iyi bilirken, sakladıklarımızı ve açığa çıkardıklarımızı iyi bilirken, dünümüzün
bugünümüzün ve yarınımızın asıl sahibiyken hala mı içimizdeki öz sese kulak tıkayacağız. Herşeye
hakkıyla gücü yetene yaslasak umutlarımızı, oradan ihlastan başka ne yeşerebilir ki.
Affetmeyi çok seven Rabbimiz, özümüze dönmeyi ve samimiyetle huzurunda durmayı öğütlüyor bize.
Af dileyeni affetmeyi vadediyor. Sabredip samimiyetini bozmayan Eyyub’u öğretiyor bir kez daha
kullarına… Bu ramazan elveda demeye hazırlanırken kendimize dönelim ve kendimizi bulalım ve kalan
ömrümüz samimiyetin afiyetiyle teslim olsun son nefesine!…

Spor müsabakaları üzerinden bahis oynamak caiz midir?

Nasıl sonuçlanacağı önceden belli olmayan bir işin öngörülen sonucu üzerinde bahse girmek ve isabet
edilip edilememesine göre bahsi kazanmak ya da kaybetmek kumardır. Bu iş hangi yöntemle ve hangi
ad ile yapılırsa yapılsın kumar olarak değerlendirilir. Kumar haksız kazanç yöntemlerinden biri olup
İslam’da kesinlikle yasaklanmıştır.
Bu itibarla, spor müsabakaları üzerinden taraflardan birine menfaat sağlayan bahis oynamak, Kur’an-ı
Kerim’in yasakladığı kumar kapsamına girmektedir ve caiz değildir.

https://kurul.diyanet.gov.tr/Cevap-Ara/1016/spor-musabakalari-uzerinden-bahis-oynamak-caiz- midir-

Günün

Günün Ayeti

Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının, ona yaklaşmaya vesile arayın ve onun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.

(Mâide, 5/35)

Günün Hadisi

Meclisler(de konuşulan sözler) emanettir.

(Abu Dawud, ” Edeb”,32)

Günün Duası

…Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme!..

(Bakara, 2/286)

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.